İlkokuldayken arkadaşlarım okul tatile girdiğinde köylerine giderlerdi, ben de anneme “Bizim niye köyümüz yok anne? Ben de köye gitmek istiyorum” derdim. Çünkü tatil dönüşü öğretmen tatilde neler yaptınız diye sorduğunda arkadaşlarımın anlattığı hikayeler inanılmazdı benim için. Kimisi tavuklardan yumurta topladıklarını, kimisi ineklerin nasıl sağıldığını öğrendiğini, kimisi meyve ağaçlarını anlatırdı ben de çok imrenirdim. Bir de anneme sürekli “ben küçük pencereli ev istiyorum anne” derdim…aradan yıllar geçti üniversite bitti çalışma hayatı başladı.. erkek arkadaşımla yaz tatiline Dalyan’a gidelim diye karar verdik ve 2007 yaz tatilini Dalyan’da geçirdik. Mesut’la Dalyan’ın köylerini gezerken aslında ikimizin de küçüklüğümüzden beri bu hayata olan özlemimizi keşfettik ve burada hayallerimizi gerçekleştirmeye karar verdik. Birikimlerimizle arazi almaya başladık ve bir yandan da bu yörede neler yetiştirebileceğimizi araştırdık. Burada en çok hicaz narı, portakal, mandalina ve limon yetiştiriliyordu. Nar çeşitlerini araştırdığımızda Wonderfull Nar diye bir nar çeşidini bulduk. Wonderfull Nar diğer nar çeşitlerine oranla daha büyük, iri taneli ve çekirdeği küçük. Bir de japon eriği. Her iki meyve için de Dalyan uygun bir bölgeydi. Sırasıyla toprak analizi, su analizi, arazi ölçümleri yaptırmaya başladık. Nar fidanlarını dikeceğimiz arazide gece gündüz 24 saat 15 gün kepçe çalıştı ve tepeleme yaptık.Fidanlar 3lü ekim ile bu tepelere dikildi. Bir bölümüne de Japon eriği diktik. Bu sırada biz Ankara’da çalışıyorduk ve bu işlerin başında duracak birilerine ihtiyacımız vardı. Bir aile ile tanıştık. Onlara bizim araziye yakın bir köy evi kiraladık. Kendimiz de hemen hemen her haftasonu Dalyan’a gidip gelmeye başladık. Biz Mesut’la hayalimizin peşine öyle bir düşmüşüz ki az kalsın evlenmeyi unutacaktık. E bukadar hengamenin içinde Ankarada falan düğün yapamayız, düğün ve balayı izinlerimizi de Dalyan’da çalışarak geçiririz düşüncesiyle Dalyan’da evlenmeye karar verdik. Mesut “e ben seni hayalindeki köy evinden gelin çıkaracağım” diye tutturdu. Ortada ev yok. İnsanlara tarih verdik. Herkes gelmişken tatil yapsın diye 17 Mayıs seçtik ama 3 ay var nasıl yetişir bunca şey? Mesut hemen inşaata başladı. İki katlı bir ev yaptık. Alt kat çiftliğimize bakan ailemiz ve üst kat bizim için. Ve ben bu köy evinden gelin çıktım. Düğün günü herkes bizi beklerken mesut damatlığıyla yeni diktiğimiz nar fidanlarını sulamakla meşgul ben ise kendi saçımı ve makyajımı yapmakla ☺ neyse çok uzatmayayım biz 2008 mayısında Dalyan’da evlendik. 2010 yılında oğlumuz Alimurat 2012 yılında kızımız Zeynep dünyaya geldi. 2012 yılına kadar Dalyan’a gidip gelerek bu çiftliği geliştirmeye çalıştık. Son 2 yıldır çocuklarımızla birlikte bu çiftlikte yaşamaktayız. Şimdi düşünüyorum çocukluğumda kurduğum hayalin peşinde koşmuşum farkında olmadan. Ve şunu öğrendim birşeyi gerçekleştirmek için önce hayal kurmalı ve sonra hayalin peşinden gitmeli… ve burada yaşamaya başlayınca doğanın insanlar için vazgeçilmez olduğunu anladık. Burada bahçemde yetişirdiğim sebzeleri pişirip yemenin, sabah tavuklardan aldığım taze yumurtayı kırıp pişirmenin, meyvelerin kokusunu duyarak tüketmenin ne kadar güzel olduğunu farkettik. İnsanlarımıza ben nasıl bu tatları ve kokuIarı ulaştırabilirimi düşündüm ve ürettiklerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Bu arada bizim mesleklerimizi merak edenler olursa; ben yüksek kimyagerim eşim Kalp ve Damar Cerrahı :)